Haris el-Muhasibi

“Bağdat Okulu”nun şeyhi olarak kabul edilen  Haris el-Muhâsibî, Mutezile, Sufiye, Ehli Sünnet ve Kaderiye gibi görüşlerin kıyasıya çatıştığı bir dönemde Hicrî 165 yılında Basra’da dünyaya gelmiştir.

Haris’in biyografisine yer veren bazı tabakat kitapları annesinin Kaderiye düşmanı, babasının ise Kaderî olduğunu rivayet etmektedirler. Haris, babasından ziyade annesinin düşüncelerine eğilimliydi.

Huşeym b. Beşir’den hadis rivayet etmesi, hayatının ilk yıllarında Bağdat’a geldiği ve orada yetişerek ilim tahsil ettiğini göstermektedir. Haris’in hadiste tanınmış hocaları Huşeym, Şureyh b. Yunus, Yezid b. Harun, Ebu’n Nadr, Haccc ve Süneyd b. Yunus’tur.

Kur’an-ı Kerim ve Arapçayı, bu konuda dönemin en büyük otoritesi olan “Garibü’l Hadis ve el-Emval” gibi eserlerin müellifi Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam’dan öğrenmiştir. Bağdat’a yaptığı ikinci seyahatte eş-Şâfii’den de ders almıştır.

Yaptığı çok sayıda rivayet göz önünde bulundurulursa Haris’in gençlik yıllarının muhaddisler ve fakihlerden oluşan bir çevrede geçtiği ve bu dönemin, daha sonraki dönemlerde benimsediği inanç ve eğilimleri üzerinde derin etkiler bıraktığı tahmin edilebilir.

Evliliği ve çocukları konusunda herhangi bir bilgi bulunmasa da, Haris’in hayatına yer veren tabakat kitaplarının, künyesini “Ebu Abdullah” şeklinde kaydetmelerinden evlendiği ve çocuk sahibi olduğu tahmin edilebilir.

Nefsine karşı tavizsiz tutumu, şüpheli şeylerden kaçınması ve bu saiklerle babasının mirasını kabul etmemesi sebebiyle şöhreti dilden dile yayılan Haris, bu sebeplerle “Muhâsibî” diye anılmaya başlanmıştır. El-Münavî: “Nefsini sık sık hesaba çektiği veya yanında çok sayıda küçük taş bulundurarak zikir esnasında bunları saydığı için el-Muhâsibî ismini almıştır.” demiştir.

Ahmed b. Hanbel’in öğrencilerinin son derece cahil ve tutucu tutumlarından dolayı vefatına kadar Bağdat’taki evinde gizlenen Haris, tahminen Hicrî 260’larda vefat etmiş ve cenazesinde sadece dört kişi hazır bulunmuştur.

Zamanının büyük âlim ve âriflerinden olan Haris hakkında, pek çok büyük âlim önemli görüşler serdetmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir:

El-Kuşeyrî: “İlim, takva, ahlâk ve yaşantı itibariyle kendi döneminde bir benzeri yoktu.”
Et-Temimî: “Fıkıh, tasavvuf, hadis ve kelamda Müslümanların imamıdır.”
İbn Haldun: “Zahir, batın, takva fıkhı ve ahiret ilmini şahsında cem etmişti.”

Abdullah el-Yafiî: “Basra asıllıdır. Tasavvufun imamı olup zahir ve batın ilimleri kendinde toplanmıştı. Davranış bilimleri, irşad ve metodolojide eserleri vardır. Cüneyd’in hocası olup aynı çağda yaşayıp zahir ve batın ilimlerini kendi şahsında bir araya getirmiş beş şahsiyetten biridir.”

Feridüddin el-Attar: “Muhâsibî tasavvuf önderlerinin âlimlerindendi. Ahlâk ve işaret ilimlerinde zamanındaki veliler için kaynak bir şahsiyetti. Zamanın âlimleri her alanda ona başvururlardı. Benzersiz bir sezgi yeteneğine sahipti. Bağdat’ta şeyhlerin şeyhi idi. Soyutlama (tecrit), birleştirme (tevhid), nefis terbiyesi (mücahede) ve yakinî bilgi (müşahede) alanlarında ihtisas sahibi idi.”

Eserleri:

en-Nesayih veya el-Vasaya
el-Halvetü ve’t Tenekkul fi’l-İbadeti ve Derecâtu’l-Abidin
Adabu’n Nüfus
Risaletu’l Müsterşidin
et-Tevehhüm
Maiyyetü’l-Akl ve Ma’nahu
Kitabu’l-Azametu ve Kitabu Ahkâmu’t-Tevbe
Fi’d-Dima
el-Mekasib
el-Mesail fi’z-Zühdü ve Ğayruhu ve’l-Mesail fî Amali’l-Kulub ve’l-Cevarih
er-Riaye fî-Hukukullah

Yazarın Eserleri

  • Sayfalar:
  • 1
   |   

Kuran Mesajı Hakkında / About The Message Of The Quran Kuran Mesajı Hakkında About The Message Of The Quran