Sepetim (0) Toplam: 0,00 TL

Kur'ân Mesajı Hakkında

Hayatı, fikirleri, eserleri ve aksiyoner kişiliği ile 20. yüzyıla damgasını vurmuş ve yaşantısı ile İslam dünyasını derinden etkilemiş bir şahsiyet olan Muhammed Esed, Yahudi bir ailenin ikinci çocuğu olarak Avusturya’da dünyaya gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Viyana Üniversitesi’nde iki yıl sanat tarihi ve felsefe okumuş daha sonra da gazetecilik yapmaya başlamıştır. Gazeteci olarak Ortadoğu’ya çeşitli seyahatler yapmış, 1926 yılının sonbaharında yaşadığı ilginç bir hadise neticesinde Müslüman olmuştur. Esed’in hayatında dönüm noktası olan o hadise şöyle gelişmiştir:

Muhammed Esed, bir gün Berlin metrosunda seyahat ederken gördüğü yüzlerin istisnasız hepsinin derin ve gizli bir acıyla kasılıp kaldıklarını müşahede eder ve duyduğu teessürü yanında bulunan eşi Elsa’ya açar. Elsa şaşkınlıkla “Bir cehennem azabı çekiyorlar sanki… Acaba kendileri bunun farkındalar mı?” cevabıyla onu tasdik eder. Esed, bu acıları ve ızdırapları insanların gerçeksiz, inançsız ve fasılasızca refah peşinde olmalarına bağlar. Eve döndüklerinde masada açık kalmış Mushaf’ı görür ve kapatıp kaldırmak istediğinde gözü Tekâsür sûresine ilişir. Birden sûrenin o gün metroda yaşadıklarının tam bir yankısı olduğunu hisseder ve şunları düşünür: “Bütün çağlarda insanlar tamahı, açgözlülüğü tanımışlardı: ama tamah ve açgözlülük başka hiçbir çağda bugün olduğu kadar ciğer sökücü bir hırs halinde kendini açığa vurmamıştı. İnsanların boyunlarına binmişti ifrit; kamçısını tam yüreklerinin başına indiriyor ve uzaklarda alayla göz kırpan yalancı hedeflere doğru dehliyordu onları. Ne kadar hikmetli olursa olsun bir insan, yirminci yüzyıla özgü bu acılı koşuyu kendiliğinden bilemez. Böylesine hakim bir perdeden böylesine apaçık bir üslupla dile getiremezdi. Hayır Kur’an’da konuşan, Muhammed’in (s.a.s.) sesinden daha güçlü, daha yüksek bir sesti ve bütün zamanları aşarak ulaşıyordu insan kulağına…” Esed bu olaydan kısa bir süre sonra Elsa ile birlikte Müslüman olduğunu açıklamıştır.

Müslüman olduktan sonra Pakistan’da Cinah ve Muhammed İkbal’le tanışan ve Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İslamî Tecdit Kurumu’nda çalışan Esed, 1952 yılında bütün görevlerinden istifa ederek adeta bir fikir işçisi olarak kendisini İslamî çalışmalara vermiştir. Bu çalışmalarının en mühim meyvesi ise hiç şüphesiz ki Kur’an Mesajı adlı meal-tefsirdir.
Çağdaş İslam düşüncesi tarihinde Kur’an hakkında çok yetkin ve derinlikli çalışmalar yapılmış olmasına rağmen doğrudan Kur’an’ın kendisinin aynı ölçüde derin ve köklü bir yorumu fazla değildir. Esed’in Kur’an Mesajı adlı çalışması işte böyle bakir bir alanda, Esed’in sahip olduğu objektif vasıfların ve halisane niyet ve çabalarının ürünü olarak ortaya çıkan değerli bir eserdir. Esed, bu çalışmasıyla çağdaş İslam düşüncesine en zengin ve değerli katkılardan birini gerçekleştiren bir düşünür olma sıfatını fazlasıyla hak etmiştir. Nitekim, bir asrı bulan ömrünün otuz-otuz beş yılını Arap ve diğer İslam ülkelerinde, uzun bir süre de bedevilerle birlikte çöllerde geçiren Esed, halisane bir adanmışlığın ürünü olarak Arapçaya üstelik Kur’an Arapçasına hâlâ en yakın dil olan bedevi Arapçasına ana dili ölçüsünde bir vukufiyet kesbetmiştir. Esed’in sahip olduğu bu dil hakimiyetine eşlik eden derin İslamî duyarlılığı, bitmeyen heyecanı, İslamî düşüncenin, İslam tarihi ve coğrafyasının sorunlarına gösterdiği derin entelektüel bakış ve tahlil yeteneği, bu çalışmasına da en geniş şekilde yansımıştır.

İslam dünyası için böyle büyük bir önemi haiz olan bu meal-tefsir çalışmasını İşaret Yayınları, altı yıllık bir çalışmanın mahsulü olarak “Düşünen bir topluma…” sunmuştur. Şair Cahit Koytak ve Bürokrat Ahmet Ertürk’ün yoğun ve oldukça titiz çalışmalarıyla İngilizceden Türkçeye çevrilen Kur’an Mesajı, Kudret Büyükcoşkun tarafından yayına hazırlanmış olup, Dr. İsmet Uçma’nın editörlüğünden geçmiştir. Baskı kalitesi açısından da hiçbir fedakârlıktan kaçınılmadan okuyuculara ulaştırılmış olan Kur’an Mesajı, her Müslümanın kütüphanesinin başköşesinde yer alması gereken nadir eserlerden biridir.

Kapat